11 Eylül 2013 Çarşamba

bölüm 2

sabahları servise binmez, daha evden dışarı çıktığında çalıştığı arkadaşlarından bıkmış olduğunu hissederdi. öyle ilk dolmuşa da binmez, bekler ikincisi gelince oturarak işine giderdi. zaman varsın geçsin, tutmaya ne gerek. iş yerine girmeden bir sigara içmeli mi içmemeli mi işte bu güne göre değişirdi. ama nasıl değişirdi bunu ancak tanrı bilirdi. masasına geçer çantasını çekmeceye koymadan bilgisayarın açma tuşundan parmağını çekmeden günün hengamesi başlardı. kaşla göz arasında sonsuza uzanan bir kuyruk oluşur ama bir hortummuş gibi tüm gün uğuldardı. çaylar gelir gider, mükellefler gelir gider, dosyalar gelir gider, müdürler şefler hepsi gelir giderdi. bu gelgitlerden sıkılınca en üst çekmecede duran gazeteye sarılı kitabını ceketinin içinde saklar, tuvalete giderdi. o güzelim kamu kurumu tuvaletlerinde geçirilen vakit insanlarca bitmek bilmez bir işkence de olsa bay C için özgür dünyaya açılan ve anahtarı yalnız kendinde olan bir kapıydı. burda kitabını okurdu. telefonuyla oynardı. durur düşünürdü ya da düşünmezdi. geldiği gibi bir süre sonra yerine geri giderdi. binanın çaycı dahil en genç çalışanıydı. bu kah iyi kah kötü bir şeydi, ama kimilerine göre. yoksa onun için çoktan unuttuğu bir şeydi. kimi derdi ki genç yaşında buraya geldiği için müdürler onu pek sever kollar, kimi de derdi ki müdürler bundan bir şüphelenir bir çekinirlerdi. işte mesailer böyle gelir geçer ömür ardı sıra onu takip ederdi. bir günün gürültüsünü patırtısını, koşuşturmasını kavgasını, fırçasını azarını yazsa mesai biter yazı bitmezdi, en iyisi buraları iki saniyelik bir hayale bırakmak, zaten bay C nin en sevdiği vakit öğle arasıydı. dairenin kapısı kapalı, bekleyenler dışarıda, iş arkadaşları aşağıda yemekte. sanki ejder prensesi uyutmuş ardından kendi uykuya dalmış gibi her yer sessiz. açık bilgisayarlar, kagıtlar kalemler, zımbalar ve delgeçler. bir de kaşeler kalırdı o saatte. önce gider sigarasını içer yalnız, döner masasında seve seve tüketirdi işte o zamanı. ara bitince ha öğleden öncesi ha sonrası aynıydı. kağıtlar kaşelenir üst kata gider, imzalanır geri gelir, biri verilir kalanı delinir. aynı sayılar bir araya deste olur. desteler dosyalara dosyalar dolaplara oradan arşivlere ve işte herkes evlere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder