suların altında kalan ikarus için poseidon balıklara bir anıt yaptırdı.anıtın önünde kumlarda; bu büyük anıtta, hırsın değil aşkın sonucu, zincirlerin değil özgürlüğün karşılığı, hür iradenin hazin kahramanı genç ikarus yatmaktadır. her gün ortasında suların altından izlesin güneşini diye bu anıt mezar yüce poseidondan daidalus oğlu ikarusa armağandır. yazmaktadır. her öğle vakti ikarus ile birlikte tüm balıklar güneşi seyredip ertesi öğle vaktine kadar zamanı tüketmekteler.
17 Aralık 2013 Salı
per de ler
gözlerini açtı, dışarıda yeni yeni başlamış olan aydınlığın içeriye girmesini engelleyen perdeler yüzünden içerisi henüz karanlıktı. ya da dışarıdaki aydınlık henüz perdelerle başedebilecek güçte değildi. içerideki karanlık sanki herşeyi yutmuş gibiydi. yattığı yerden birşey göremiyor sadece yılların verdiği alışkanlık ve zihninin kıvrımları sayesinde odasında var olan şeyleri seçebiliyordu. aslında gözleri kapalıyken dahi odasındaki cisimleri seçebiliyordu. odasını görmek için gözlerine ihtiyaç yoktu. o zaman dedi, odamda bulunmak için aydınlığa ihtiyacım yok. perdeleri bu yüzden mi sıkı sıkıya çekmişti. bilemedi. düşündü fakat perdeleri kendisinin çektiğinden dahi emin olamadı. bir başkası perdeleri çekmişti ise onun bu halinden nasıl haberdar olmuştu, açıkçası merak etti. ya herkes kendi gibiydi bu yüzden aydınlığa gereksinim duymayacağını düşünüp perdeleri onun yerine çekmişti, ya da... fakat o zaman odasına nasıl girilebilmişti. herkesin kendi odasını biliyor olması gerekli değil miydi. ancak şöyle olmuş olmalı dedi,yatmaya devam ederken; gelen her kimse ben uyurken gelmiş olmalı fakat perdeler açık olduğu için odada rahatça hareket edebilmiş olmalı. odada hareket edebiliyor olmasının tek ihtimali buydu. fakat o zaman demek ki perdeleri kendisi mi açık bırakmıştı. neden açık bırakmış olsundu bilemedi. tam o sırada odadaki ampulun olması gerektiği noktaya gözlerini dikmiş olduğunu farketti. tabi ya dedi, ampulü yakmış olmak odada hareket edebilmek için yeterli ve gerekliydi. fakat bu durumda da perdeler zaten kapalı değil miydi. sıkılmış bir şekilde yatakta diğer tarafa döndü, yorganının altında iyice terlediğini hissetti. dışarısının daha da aydınlanmış olduğunu farkedebiliyordu. fakat içerisinin karanlığı aynı yoğunlukta devam etmekte, adeta ağırlığıyla herşeyi ezip yoketmekte kendinden başka bir varlığın ufak bir ihtimaline dahi göz yummamaktaydı. yataktan bir türlü kalkamıyor oluşunu karanlığın altında eziliyor gibi oluşuna bağladı. ama artık kalkmalı dedi. fakat niye kalkması gerektiğini bugün nedense unutmuş gibiydi. ne için kalkmalı neyi yerine getirmeliydi. dışarıdaki aydınlıkta onu bekleyen bir şey mi vardı. onun olmaması işleri daha kolay hale mi getiriyordu, yoksa dünya onsuz daha mı yavaş dönüyordu. kendini bu kez yatakta iyice hareketsiz bıraktı. neden kalkmalı hatırlamalıyım diyordu. hatırlaması gereken bir şey olduğundan neredeyse emindi. işe gitmeli dedi fakat kendisini yataktan çıkaran gereksinim bu olmamalıydı. ne kendisinin işe, ne de işin ona, hatta dünyanın ne işe ne de kendisine ihtiyacı vardı. o halde neden kalkmalıydı bu yataktan. iyice terlediğini sırılsıklam olan yastıktan anladı. işe gitmek gerek dedi, düşünceleri karanlık odasında yorganın altında bırakırcasına. ıslak yastığından perdelere baktı. ilk maaşıyla almış olduğu perdelere.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
