bir günü görmek bazen bir ömrü izlemeye eştir. bay C'ye baktığımda ben bu hisse kapıldım. fakat kaderin dönüm noktaları ancak döndükten sonra farkedilirmiş bunu da tecrübe ettim.
bir sabaha daha başladı erkenden bay C. aynı ritüellerin ardından işe gittiğini tahmin etmek pek zor olmasa gerek. masasında eskidiği her halinden belli olan hesap makinesi ile uğraşması belki dışarıdan bakılınca büyük devletin bu küçük elemanı büyük hesapların küçük küsüratları ile ilgileniyor havası verebilirdi, ancak ben biliyorum ki o eski makinada yine 1 ile 1i toplayıp nasıl oluyorsa 1i elde ediyordu. buna işe ilk girdiğinde her ne kadar şaşırdıysa da diger tüm işlemlerde doğru sonucu veren bu makinenin bozuk ve kullanılamaz olduğu fikri içine sinmemişti. telefonda dün akşamdan kalma cevapsız çağrıları silerken annesine en azından geri dönmesi gerektiğini biliyordu. fakat bu geri dönüşü aslında ta anne karnına dek mümkün olsa işte o zaman işte hiç beklemeden anında gerçekleştirirdi. ama tatmin olmayan bir kişi ile iletişime geçmek zorunluluğu karnını ağrıtıyordu. C burda mutlumuydu bilemiyorum ama halinden şikayetçi gözükmüyordu. yine uyduracak bir şeyler bulana dek bu aramayı ertelemeye karar verdi. tam bu düşüncelei yola koymuşken "şefim" sesiyle irkildi. devamını dinlemeden ve seslenen kişinin yüzüne dahi bakmadan "şef arkada" diyerek arkayı gösterdi. ardından kum saatini ters çevirdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder